16 Mart 2012 Cuma

felahçilar*

* bu yazidaki kisiler ve olaylar tamamen hayal urunudur.

felahcilar tembel adamlar. tembellikleri konformizmlerinden menkul. tas ustune tas koymaktan, tas atip da kollarini yormaktan acizler. acizle zira fail degiller. fail olmaza talip degiller. ozne olmakla dertlenmemisler. ozne olmakligin derdini, tasasini, sikintisini cekmemisler.

felahcilar tembeller, zira bir meseleyi cozmek icin caba gostermiyorlar. okumaya, aramaya, degmeye, bakmaya, eylemeye inanmiyorlar. repertuarlarinda eylemlilik yok. kaybedecek seyleri cok. kaybetmek istemediklerinden denemiyorlar. yenilmek istemiyorlar. yenilgiden kaciyorlar. cok akillilar. akillari onlari risk almaktan koruyor. korunuyorlar ve koruyacak bir seyleri kalmiyor eninde sonunda.

felahcilar idrakten biganeler. zira tum epistemeleri kanaat ekonomisine dayaniyor. kanaatleri var ama bilgileri yok. yasanmisliktan ve tecrubeden azadeler. ceremesini cektikleri, cehd ettikleri, tanik olduklari bir bilgileri yok. sadece kanaatleri var. kuruntulari, korkulari, karin agrilari var. bu kanaatleriyle ayni sorunun pesinde, ayni fasit dairede biteviye donup duruyorlar dolap beygiri gibi. ama kimse yoldan sasmiyorlar. yoldan sasana ise sasakaliyorlar.

felahcilar depolitikler. siyasalin disindalar. harbilikten uzaklar. samimiyeti, kardesligi, muhabbeti soylemlestirmisler, somuruyorlar. siyasal bir hatlari olmadigindan habire yalpaliyorlar. istikametleri yok. hayata dair bir tavirlari yok. tutum ve davranis sahibi degiller. insa edici bir ivme gosteremiyorlar. cunku politikalari yok. ilke, idea, mecra sahibi degiller. bu siyasetsizlik onlari daraltiyor, tikiyor, kistiriyor. adim atamiyorlar. cunku yollari yok.

felahcilar hakikatin disindalar. somut, organik, pratik olanla iliskileri yok. uretimsizligin tabii bir sonucu bu. onlari tamamen reelin disina iten, tartismalarini kilitleyen bir fenomen. yaparak ogrenmekten, tecrube ederek bilmekten uzaklar. siyasal kariyerlerinde hepi topu uc tane is var. onlari dahi sahiplenmekten, bir adim oteye tasimaktan erinmekteler. bu iradesizlikleriyle, siyasetsizlikleriyle, konformizmleriyle son derece alakali oldugu gibi, cikisi olmayan teorik/ itikadi/ fikhi tartismalarini pratikle asma 'usul'une uzak olmalariyla da ilintili. 'usul' meselesi onemli, zira yasadiklari sorunlar 'ne'lige dail 'nasil'liga dair.

felahcilar aci cekmiyorlar. dertlenmekten icleri kararmiyor. nefesleri kesilmiyor. bedelsiz yasiyorlar, feragat ettikleri bir sey yok. feda etmiyorlar. etlerinden bir parca kopmuyor. agrisiz ve kansiz bir hesap icerisindeler. hesapsiz hesaplasmalarla vodvil oynuyorlar. acimadan bilinmeyecegini, acitmadan ogrenilmeyecegini idrak edemiyorlar. hafizanin te'sirde, tesirin siddette yattigindan beyhudeler.

felahcilar populistler, oportunistler. kitlelerin sehvetine kapilmislar. herkesi kucaklamak, herkesle is tutmak istiyorlar. 'herkes'e ait olanin 'hickimse'nin olacaginin farkinda degiller. yanlarindakine degmeden, yanindakiyle beraber olmadan birlikte olmaktan bahsediyorlar. hayali cemaatleri arzuluyorlar. muhayyel baglar, iliskiler, dostluklar insa ediyorlar. iskambil kagitlarindan bir ummet kurmaya calisiyorlar.


felahcilar kadinlardan korkuyorlar. onlarla is tutmaktan, yanyana durmaktan, selamlasmaktan kaciyorlar, seytandan kacamadiklari kadar. fallus korkulari var. odleri kopuyor kadinlardan. bu hayatta kacinamadiklari her turlu gunahin, necasetin, fesadin, hayasizligin acisini kadinlardan cikariyorlar. bulastiklari siyasal pisligin, kirli iliskilerin, hakikatsizliklerinin faturasini bu icad edilmis takva sovuyla perdeliyorlar. bedelsiz dinciliklerinin diyetini kadinlari yalniz birakarak oduyorlar.

felahcilarin neresinden tutsak elimizde kaliyor. ama onlar israrla ellerinden tutalim, bu batakta beraber debelenelim istiyorlar. birileri onlara hep yardim etsin, cevaplamadiklari sorulara cevap bulsun, cozemedikleri sorunlari cozsun, yapmadiklari odevlerini tamamlasin, ellerine okuma listeleri tutustursun, receteler yazsin istiyorlar. caktirmiyorlar ama bir hocasiz, abisiz, mursidsiz 'sigorta'siz hicbirseye girismek istemiyorlar. bunu da muhayyel kardeslikleriyle pek guzel mesrulastiriyorlar. bunu taleb etmeye kendilerini mustahak gorebiliyorlar.

felahcilar ne kusaklarindan ne de zamanlarindan bagimsizlar. hesabi verilmemis bir tarihin yukunu tasiyorlar. onlarin bu perisanligi, cogumuzdan azade degil. ama bu durumlarini mesrulastirmaz, gunahlarini hafifletmez. felahcilar biliyorlar, yine de yapiyorlar. bilerek ve isteyerek yapiyorlar. tercih ellerinde, kurtulus kalplerinde. biz tarihin bize verdigi sorumlulugu yerine getirdik, elimizden geleni ardimiza koymadik, kapimizi da hicbir zaman kapatmadik. fakat bu simarik orta sinif cocuklarinin hezeyanlarina alet olacagimiz anlamina gelmiyor.

harc bitti, yapi paydos. herkes aklini basina alsin, mizikciligi bir tarafa biraksin. evli evine, koylu koyune. olaysiz dagilalim gencler. bu oyun mide bulandiriyor. buraya kustuguma sukredin.


not: bu yaziyi dondugumden bu yana istanbulda yaptigim bulusma ve intibalarin etkisiyle, son iki senedir bogazicinde siyaset uretme iddiasinda bulundugunu zanneden bir avuc musluman ogrenci uzerinden, bir kusaga, doneme dair gozlemlerimi ve ofkemi kusmak icin yaziyorum. faillerini baglar, mef'ulleri baglamaz. tartismaya acik degildir. meselenin kamusalligi blogdan yayini icab ettirdi, maili bu yuzden tercih etmedim.

Load disqus comments

0 yorum